Skip to content
Bulunduğunuz sayfa: Anasayfa arrow Aşıklarımız arrow Aşık Nihani
Aşık Nihani

Image1885-1967
. Sarıkamış’ın (sonradan Şenkaya’ya bağlanan) Göreşken köyünde doğdu. Asıl adı Mustafa Gedik’tir. Göreşken köyü, sonradan bucak olan Bardız’a (şimdiki adı Gaziler) bağlı olduğundan Bardızlı Nihani olarak da bilinir.

13-14 yaşlarında bade içerek aşık oldu. Rüyasına giren 3 pir, Afganistan’da yaşayan Mihriban adlı bir kızı tanıttı. Kendi anlatımıyla, birden pirler yok oldular. Nihani mahlası da, yok olma, sır olma anlamındaki »nihan« sözcüğünden gelmedir. Böylelikle Aşık Nihani o günden sonra türkü söylemeye başladı.

Nihani’deki değişme ve duygu halini gören köyün ileri gelenleri, onun hak aşığı olup olmadığına karar veremeyince, Nihani’nin şiirlerinden örnekler yollayarak dönemin ünlü aşığı Sümmani’ye danıştılar. Aşık Sümmani, Aşık Nihani’nin köyüne gelerek Nihani’nin gerçek bir aşık olduğunu bildirdi. Zaten sonraki yıllarda da Sümmani, Nihani’ye ilişkin, »Sesimizi duyuracak aşık« olarak sözeder.

ImageAşık Nihani, uzun yıllar sevdiğinin peşinde dolaştı. Ancak ona ulaşamayacağını anlayınca köyüne döndü. Bir süre sonra da evlendi.

Bardızlı Nihani’den başka aynı adlı ve Aşık Sümmani’nin etkilediği Şarkışlalı bir Aşık Nihani daha bulunmaktadır.

Çeşitli konuları işlemiş olsa da daha çok duygu ağırlıklı gurbet şiirleri belirgin olan Aşık Nihani’nin şiirleri Mehmet Gökalp tarafından »Bardızlı Aşık Nihani« (1988) adıyla yayımlandı.
    

Gurbetin   Ey kardeşler size tarif edeyim
Arttı bende ah u zarı gurbetin
Bir derdim bin oldu nasıl edeyim
Ağlamaktır beraberi gurbetin

Gurbetin kahrını herkes bilemez
İpek gömlek olsa kimse giyemez
Kimse gurbet ele düşmek dilemez
Adı batsın bu diyar-ı gurbetin

Der Nihani gurbet elde kalanda
Hasretlik dalgası kanun çalanda
Garip yerde baş yastığa gelende
Haram olur helal karı gurbetin

Gösterdi   Bin üç yüz on sekiz tarih bu zaman
Hudam bana bir ihsanı gösterdi
Geldi selam verdi üç tek dervişan
Bin derdime bir dermanı gösterdi

Dermanı gösteren hazreti hallak
Yaktı derunumu ah ile firak
Elime verdiler yeşil bir evrak
Oku harflerini tanı gösterdi

Okudum halleri dillerim yandı
Yaralarım göz göz oldu sulandı
Çar yanıma baktım kadeh dolandı
Karşımdaki bir hubanı gösterdi

Hubanın perdeden görünür yüzü
Duruşu görüşü yandırdı bizi
Şehr-i Afganistan Emirhan kızı
Kırklar bana Mihriban’ı gösterdi

Nihani’yim düştüm feryada zara
Talihim aksine ikbalim kara
Bana da güç oldu kavuşmak yare
Yeri mahşer ol divanı gösterdi

 


1
Çıkarım bakarım Efgan görünmez
Yağar eser karlı dağlar hey vah hey 
Gizlidir Hüda'nın sırrı bilinmez 
Ölen oldu gözler sağlar hey vah hey

Yardan ayrılanlar bi-karar olur 
Hasretlik çekenler tarumar olur 
Aşacak dağlarım harlı kar olur
Geçilmez sular buz bağlar hey vah hey

Nihani'yem yandım kendi narıma 
Duman, pus burudu sağ ve soluma 
Melul Mihriban'ım bakar yoluma
Ah çeker yürekten ağlar hey vah hey 


2
Ey güzeller şahı sen gibi güzel 
Aranılsa bu cihanda bulunmaz 
Kudretinden halkeylemiş Lemyezel 
Sen gibisi bu zamanda bulunmaz

Güzellikte şaştım senin işine 
Kıvırcık perçemin inmiş kaşına 
Güzellik beladır senin başına
Dost arasa her düşmanda bulunmaz

Gökteki melekler sana hizmetçi 
Misali gılmanın dişlerin inci
Seni gören der ki gevher satıcı 
Hasret olur bir derman da bulunmaz

Nihani'yi yaktın, yandırdın kuzu 
Sendeki nezaket öldürdü bizi
O nurlu cemali, o şahin gözü
Yer yüzünde her insanda bulunmaz


3
Bin dokuz yüz elli tarih bir zaman 
Seyyahımda hüb seyranım Cilavuz 
Cennet gibi dört tarafın bağ bostan
Çok çekerdim arzımanın Cilavuz

Şerefi pek güzel paki pakine
Hayran oldum elvanına ekine
En başta çalışır motör, makine 
Her tarafa cereyanın, Cilavuz

Ne kadar methetsem o kadar gökçek
Lalesi, sümbülü, ziyneti gerçek
Her türlü renk vermiş çeşitli çiçek
Sevilecek var elvanın Cilavuz

Maarif mektebe eyleyin devam
Türkçe, Fransızca lüzumlu kelam
Galibiyet fenni edersiz tamam 
Öldür kalmaz hiç düşmanın Cilavuz

Bunları söyledi Nihani kendi
Muallimleri hoş şekerler kondu
Direktor muhterem Nazım Efendi
Canip Bey'e bu destanın Cilavuz 


4
Ağıt

Keklik gibi kanadımı üzmedim
Doya doya bu dünyada gezmedim
Beş yavrumun hiç birinden bezmedim
Al kanlar içinde kaldım gel beyim

Al kanlar içinde oldu bu yazı 
Bunu eşidenler ağlasın bazı

Akşam oldu makineye oturdum
Beş yavrumu yatağıma yatırdım
Beşini de kızıl kana batırdım
Al kanlar içinde kaldım beyim

Aklıma düşende bu kara yazı
Bunu eşidenler ağlasın bazı

Penceremin perdeleri dürülmüş
Kanlı eller duvarlara surülmüş
Beş yavrumun kafaları yarlmış
Al kanlar içinde kaldım gel beyim

Aklıma düşende sızlar yüreğim
Nerelerde kaldın ah Mehmet Beyim?

On örük saçımı elimle ördüm
Başıma geleni rüyamda gördüm
Mehmed Bey şehirden geliyor sandım
Al kanlar içinde kaldım gel beyim

(Nakarat)

Düşmanlarım bacalarda gezdiler 
Mehmud Beyin gittiğini sezdiler 
Beş yavrumu bir sıraya dizdiler 
Al kanlar içinde kaldım gel beyim

(Nakarat)


5
Ben Mecnun'um bir Leyla'ya vurgunum
Bu çölleri geze geze gelmişem
Sözlerimi işit güzel torunum
Bu sabah sohbete söze gelmişem

Ne kadar sevindin beni göreli
Üç taneniz sanki dünya maralı
İlim irfan görmüş, yollu, töreli
Seçili haneye bize gelmişem

Aman efendi dur yazma destanı
Bizden evvel gelip gidenler hani?
Dokuz yüz elli bir bahar zamanı
Misafir Nihani size gelmişem


6
Kırk üç yıldır bu sevdaya düşeli 
Ya Allah ya Seddar diyer gezerim
Üç tek derviş gördüm aşkı neşeli
Onlar ne derlerse yazar gezerim 

Arabi kıbleye çevirdim yüzü
Yar ateşi yaktı kavurdu bizi
Şehir-i Afgan'da Emirhan kızı
Mihriban yarimi sorar gezerim

Kimse bilmez ne hayale vuruldum 
Emsali yak bir cemale vuruldum 
İki mim, bir ha, bir dal'a vuruldum
Bunun için diyar diyar gezerim

Bizler derd ehliyiz Yezdan aşkına
Gökleri direksiz tutan aşkına
Medine şehrinde yatan aşkına
Yüzümü yerlere sürer gezerim

Ben almışam bu badenin tadını
Duymayan kalmadı bu feryadımı
Ahmet, Mehmed Muhamme'd'in adını
Yaralara merhem sürer gezerim

…..
…..
…..
…..
  7
Hazin hazin esen gece yelleri
Bu ağır kış yaz olsun da geleyim
Sevdiğimin pek müşküldür halleri
Küskün gönlüm haz olsun da geleyim

Bad-ı saba yare söyle cevabı
Aşık ma'şukunu arzular, tabi
Dar günde yetişir Hızır-ı Nebi
İniş yokuş düz olsun da geleyim

İzhar olmamışam hala Nihan'ım
Canım size kurban eşim, yaranım
Gelmeğe bırakmaz sabi-sübyanım 
Bunlar bütün vaz olsun da geleyim

Diyar-ı gurbette sefil sergardan
Ağlarım vatandan aralanınca
Bir yandan gam gelir, bir yandan hicran
Güldürmez takdirim karalanınca

Sen beni unutma yar kerem eyle
Perişan halimi gör kerem eyle 
Elinle yaremi sar kerem eyle
Hasretten ciğerim yaralanınca

Gam bahrına daldım durmaz yüzerim 
Mecnun oldum Leyla ile gezerim
Ey Nihan hakiki candan bezerim 
Hasretle derd ü gam sıralanınca



8
Hana rahmoylerse ustad-ı şahım 
Kereminden lutf u ihsan gözlerim 
Kubbe-i sinemde sen şems u mahım
Ziya versen, mah-ı taban gözlerim

Sinemde yapdılar gamlardan rafı 
Yandı can bedenim, mahvoldu safi 
Derler aşıkların sensin sarrafı
Mücevher satmaya meydan gözlerim

Nihani'yem düşdüm feryad ü zara 
Taliim aksine iknblim kara
Bana da güç oldu kavuşmak yara 
Yevm-i mahşer ulu divan gozlerim



9
Bir mektup yaz n'olur şehr-i Afgan'a
Bu yıl çıksın yaz olsun da geleyim 
Bu kadar siteme can mı dayanır 
Melül gönlüm şaz olsun da geleyim

Aşık ma'şukunu arzular tabi
Bağrı yanıkların çıkar kitabı 
Tutarsa kolumdan o Hızır Nebi 
Dere, tepe düz olsun da geleyim

Nihani'yim halim hiç olur mu sus 
Kalkmadı başımdan ne duman ne pus 
Ecnebi dağılsın, yıkılsın Urus
Bir taraftan iz oIsun da geleyim



10
Benim cananımı medhe ne hacet 
Bulunmaz menendi, misali yarin 
Ölmeden gine bir etsem ziyaret 
Hacılar Kabesi cemali yarin

Yanağın görenler, çekmez mi zar
Ya baldır, ya şeker ağzının barı 
Cehennem'den beter hasretin narı 
Sekiz Cennet değer visali yarin

Böyle cemal, hiçbir yanda bulunmaz 
Batum, Tiflis, Gürcistan'da bulunmaz 
Payitaht-ı Alosman'da bulunmaz 
Akar leblerinden zülali yarin

Nihani daldıkça, derine daldı 
Sevdalı gönlümü, uzağa saldı
Ah çeker rüyada, merakda kaldı 
Dilden eksik olmaz hayali yarin



11
Ey kardaşlar size tarif edeyim 
Arttı bende ah u zarı gurbetin
Bir derdim bin oldu nasıl edeyim
Ağlamaktır beraberi gurbetin

Gurbetin kahrını herkes bilemez
İpek gömlek olsa kimse giyemez
Kimse gurbet ele düşmek dilemez
Odu batsın bu diyar-ı gurbetin

Der Nihani, gurbet elde kalanda
Hasretlik dalgası kanun çalanda
Garip yerde baş yastığa gelende 
Haram olur helal kari gurbetin



12
Dinle Nizamettin bir bak sözüme
Yetişir vatanda fidan olursun 
Ananın, babanın görün gözüne
Rutbe-i imzada insan olursun

Maarif mektebe edişin devam
Türkçe, Fransızca lüzumlu kelam
Farisiye, fenne edersen devam
Mukaddes vatanda irfan olursun

Sorsalar Nihani, sevdiğin kimdir
Sevdiğim dostumun delili Cimdir
Sevdiğim Eliftir, sevdiğim Mimdir
Anlarsan gönülden kurban olursun



13
Hazin hazin esen akşam yelleri
Mevlayı seversen dur bad-ı saba 
Bilmem ne haldedir yarin halleri
O yarin hatırını sor bad-ı saba

Gelenden, gidenden sual et bana
Bu yıl bağındadır çekil kenara
Devasız derdime olur mu çare
Huzurunda boyun bur bad-ı saba

Yedi yerden sarıl yarin beline
Selam söyle ulusuna, iline
Siyah müylarını zülfün teline 
Nazik es zülfüne vur bad-ı saba

…..
…..
…..
…..
 

                    
SİTE TASARIM & PROGRAMLAMA - KDS | COMPETAN Bilgi Teknolojileri | Profesyonel Web Projeleri - Web Tasarım - Hosting - Alan Adı Tescili - Köy Dernek Sitesi - Köy Sitesi - Dernek Sitesi -  - Köy Dernek Web Sitesi - Köy Web Sitesi - Dernek Web Sitesi - Kişisel Web Sitesi - Şirket Web Sitesi - Kişisel Site - Şirket Sitesi - Şahıs Sitesi - Şahıs Web Sitesi